Dünya enerji piyasaları bugüne kadar görülmemiş köklü bir geçişle karşı karşıya. KPMG EMA Küresel Enerji Enstitüsü Başkanı Michael Salcher, yeni enerji dünyasının kırmızı çizgilerini anlattı.
Paylaşın:
2017-03-16 09:43:29

Yenilenebilir enerjinin durdurulamayacağı bir düzene yol alıyoruz. Asya büyüyen talebiyle yeni dönemin en önemli oyuncusu olacak. Küresel fiyatlamadan enerji arzı güvenliğine, CO2 oranlarının düşürülmesinden iklim korumaya birçok alanda rol üstlenecek. Türkiye bu denklemde dev yatırım projeleri ile benzersiz bir konuma gelecek.

Yenilenebilir enerji büyük bir yükselişte. Enerji üretiminde büyük bir değişimin yaşandığı dünyada yenilenebilir enerji artık durdurulamayacak. Yoğun enerji kullanan ülkelerin, makul fiyatlar, arz güvenliği ve yeşil enerji arasında doğru dengeyi kurabilmeleri gerekiyor. Bu hiç kolay değil ve birbirinden farklı ulusal trendler görüyoruz.

Şu anda piyasada yenilenebilir enerji için büyük miktarlı sübvansiyonlara ihtiyaç olduğu görülüyor. Yakın bir gelecekte, rüzgar ve güneş enerjisinin sadece belli pazarlardaki enerji sistemlerine entegre edileceğini ve tarife mekanizmalarında artık desteklenmeyeceğini göreceğiz. Getiriler normalleşecek ve piyasa dinamiklerinin yine kendi başına gelişmesi gerekecek. Bu durum ise bu tür yatırımların cazibesini finansman açısından azaltacak.

Türkiye benzersiz bir konuma geliyor

Türkiye büyüyen bir ekonomi ve iç talebi karşılamak için doğal gaz ithalatına daha fazla ihtiyaç duyacak. Türk Akımı ve TANAP gibi yatırım projeleri, Türkiye’nin bu tür bir iç talebinin uzun süre karşılanmasına katkıda bulunabilir. Türkiye Rusya’nın, Almanya’dan sonra ikinci büyük doğal gaz ithalatçısı. Bu iki iletim projesi sayesinde Türkiye Avrupa’ya yönelik enerji arzında benzersiz bir konuma gelecek ve Karadeniz üzerinden gaz tedarikine önemli bir alternatif oluşturabilecek. Gazın AB ülkelerine de tedarik edilmesi halinde, Türkiye, Türk Akımı ve TANAP projeleri sayesinde AB için lider bir gaz ve enerji ticareti merkezi haline gelebilir. Türkiye gazın Avrupa’ya güvenli bir şekilde tedarik edilmesine katkıda bulunuyor. Türkiye, hem ithalatçı bir ülke hem de bir geçiş ülkesi olarak oldukça önemli bir rol oynayacak.

Şirketler kendi enerjisini üretecek

Dijitalleşme ve inovasyon enerji dünyasını değiştirecekse de bu değişim beklendiği kadar hızlı gerçekleşmeyecek. Pek çok enerji şirketi, müşteri talebini kurumsal stratejilerinin merkezine koyuyor. 5 yıl içerisinde, enerji şirketlerinin pek çok müşterisi profesyonel müşterilerden oluşacak ve bu şirketler kendi enerjilerini üretmek için teknolojik fırsatlardan faydalanacak.

Arzın yarısını Asya talep edecek

ABD’deki başkanlık değişiminin, enerji piyasaları üzerindeki etkisini izleyeceğiz. ABD nükleer fosil yakıtları yoğun kullanmaya devam edecek ve yenilenebilir enerjinin gelecekte ne rol oynayacağını zaman gösterecek.

Avrupa yeşil enerji sistemine doğru hızla ilerlese de hemen her ülke birbirinden farklı enerji girişimlerinde bulunuyor. Diğer taraftan Avrupa Birliği, her ülkede farklı uygulanan enerji politikası mevzuat ve yönetmeliklerine uyum kazandırmaya çalışıyor.

Asya ise yoğun bir altyapı ve enerji talebiyle karşı karşıya. 2035 yılına kadar, küresel enerji arzının yarıdan fazlasını Asya ülkeleri talep edecek. Asya, küresel yakıt fiyatlarının, genel enerji fiyatlarının ve enerji arzı güvenliğinin yanı sıra çevre kirliliği, CO2 verimliliği ve iklim koruma girişimlerinde de önemli bir rol oynayacak.

İklim değişikliği yavaşlayabilir

Paris Anlaşması, iklim değişikliğiyle mücadele etmek için önemli bir değişim gerekeceğini gösteriyor. Anlaşma dünyada ilk kez zararlı emisyonların en aza indirilmesine yönelik bir yol haritası çiziyor, bu da tüm dünyada kömür, petrol ve gaz gibi fosil teknolojilerden çıkılması anlamına geliyor.

comments powered by Disqus